Top ↑ | Archive | Sor, söyle, paylaş ?

Çünkü kanım çabuk ısınıp çabuk soğuyor, hal böyle olunca normalde katı halde bulunan kalp organı, bu sıcak soğuk dengesine dayanamayıp kum haline gelerek vücuttan atılıyor.

Kutu içeceklerin kapağıyla abcçdefg yaparken J harfinde kopmasının sebebi kara bahtım kör talihim değilmiş meğersem..

Mesajımı senelerdir saklamış.

Vucudum bu kadar deri hücresini nasıl üretiyo anlamış değilim.
Bütün kış boyunca yüzüm soyuldu. Ve hala ısrarla soyulmaya devam ediyo.
Halbuki şimdiye kadar kafatasımın görünmesi gerekiyodu.
Bütün vitaminlerim deri üretmeye gitti!
Bi dur dimi, azcık tasaruflu ol, bağlan diğer derilerle yapılandır kendini ne biliyim bişey yap. Bak elimdeki çizik izi hala geçmedi sana vitamin yetiştirmekten !
Bu ne arkadas. Ne biçim kuru bi ciltmişssin sen böyle.
Bi de burnumun yanları soyuluyo, gören sümük sanıyo.
Yok sümük değil o diye açıklama yapıyom bide millete.
Norveçli balıkçıların bi bildiği vardır diyip en güzel kremlerden aldım yine aynısın be !
Ayıp.
Git kuru şimdi.

(Cilde sitem mektubu)


Şimdi ben iyi bişey mi yaptım, kötü bişey mi dediğiniz durumlar için evren size karşılığında “şimdi bu iyi bişey mi, kötü bişey mi” diceğiniz bişey verir.
Yer çekimsiz ortamda muz yiyip çilek tadı vermesini istemekle aynı mantık.
Olmaya da bilir tabi.
Ne biliyim..
Sonuçta buralar hep denizmiş eskiden.
Zaten Vikinglerde hep Osmanlı soyundandılar.

Şimdi yüzmeye başlasam kas yapa yapa evrimimi Hulk Hogan olarak tamamlamış şekilde 3 sene sonra orda olurum. Tabi bunun korsanı var, köpek balığı var, fırtınası var yemesi içmesi var..
Zor be.
Işınlanmayı çıkarsalarmış iyimiş.

Bahar geldi diyip, çatıda çay & uno toplantısı yapmaya karar verdik.

Kalıplaşmış markalar var selpak diyince peçete, sanayağ diyince margarin, klorak diyince çamaşır suyu aklımıza gelir.
Peki ya UNO diyince.?
Bin çeşit ürünü var adamların, çayın yanında da hepsi gidiyor.
Benim aklıma ilk kruvasan geldi, sonra grissini, meğersem o başka bişeyden bahsediyomuş. Hala anlayamadım.
Gidince görcez bakalım.
(Bu arada Uno diyince aklına araba gelenler var neyseki ben iyiyim bu konuda.)

Yazımı “hava çok güzel” şiiriyle sonlandırmaktan onur duyarım.

Hava mükkemmel ötesi ultramega süperlikte.
Süper ötesi ultramegalık mükemmelliğinde.
Ultramega ötesi mükemmelliğin powerlığında.
Powerötesi süpersonic mükemmellikte.

Şubat bitiyo ben 2013’e hala girememiş gibi hissediyorum. Yılbaşından bu yana akşamdan kalmış gibiyim. Bi geçmedi.
Geçer dediler geçmedi. 2012de en son halim yoktu, uykum vardı, neşem yoktu, dağınıktım, dağınıktım, boşveriktim, ağzıma sıçıktım, neşesi kaçıktım.. Al yine öyleyim.
Bi sebep olsa anlıcam.
Yok.
Olsa bilirdim.
Tam bi depresyon vakasıyım, çarp ağzına otursun yerine durumu.
1 ocaktan beri her seferinde eve gidip uyucam, evden çıkmıcam, asosyal olcam diyorum. Her seferinde dışarda buluyom kendimi.

Ulen bi kendi halime kalsam otursam ağlasam yokk. Onla gırgır bunla mırgır.. Hadi buraya hadi şuraya.
Oturup adam gibi depresyon da yaşatmıyolarki.

Mütevazi olmak gerekirse, harikalar yaratma işini bazen abartıyorum sanırım..

Burası 4. kat mı diyip 2. kata gelen insanın normalde ya asansörü tekrar kullanıp 2 kat daha çıkmasını ya da merdivenle yukarı çıkmasını beklersiniz..

Biz de öyle bekledik.

Ama o zemin kata inmeyi, 2. kattaki asansörü zemin kata çağırıp 4. kata çıkmayı seçti.
Heycanlandı heralde dedik, şaşırmıştır dedik, algoritma farklı galiba dedik, if döngüsü değişiktir dedik.. Ne dediysek dedik ama üstüne çok güldük..
İyi güldük..
Pekte iyi güldük..
Çokta güzel güldük..


İnsan en çok sevdiğine zarar verirmiş…

Bigün elimi yüzüme getirdiğimde kemiğe çarpçam diye çok korkuyorum.
Soyulmaktan derim kalmadı!
Burnum yok ! Alnım sanki hiç olmadı.
Hep pütürlü, hep tripli, hep döküntülü..
Kurumayın artık yüz hücrelerim.

Kuruyan cilde şiir.